+90 312 446 58 15

Türkiye-Çin Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapan ile Söyleşi


Türkiye-Çin Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapan ile Söyleşi

Soru 1: Şanghay İşbirliği Örgütü'nün son Tianjin zirvesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zirveyi başarılı buluyorum. Ancak geleceği ve dünyadaki gelişmeleri göz önüne alırsak, tabii ki daha ileri adımlar atılması gerektiğini ve daha genişlemiş, daha radikal kararlar alan bir Şanghay İşbirliği Örgütü'ne ihtiyaç olduğunu ben de görüyorum. Tüm dünyanın da böyle düşündüğüne inanıyorum.

Tamam, banka kurma kararı aldılar; bu çok önemli. Ama bundan da öte eyleme geçmeleri gerekiyor. Mutlaka bir koruma şemsiyesi oluşturulması lazım. Bu, doğal kaynaklarından dolayı esaret hayatı yaşayan veya yağmalanan ülkelerin, kendi kaynaklarıyla kendi insanlarına refah ve müreffeh bir hayat sağlayacak imkana kavuşmaları için gereklidir. Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, üyelerini de üye olmayanları da düşünmesi gerektiğini söylüyorum.

Bugün İran'a, Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olması nedeniyle saldırı düzenlememesi gerekirdi. Bir oyun oynar gibi ABD, bombardıman için dünyanın öbür ucundan geldi . İsrail, Suriye ve Irak hava sahasını kullanarak geçti.  Şanghay İşbirliği Örgütü bugün yapmazsa, yarın yapmak zorunda kalacak. Bir an önce bunun adımının atılması lazım.

Daha önce söylemiştim: dünya ticaretinde para birimi olarak dolar %83 oranında kullanılıyordu. Çin'in dünya ticaretinin %30'una kavuştuğu bu dönemlerde, bu oran %47'ye düştü. Eğer ABD'nin 40 trilyon dolar borcu olduğunu hesaplarsak, bu rakam düştüğünde ABD ekonomisi ve ABD'nin dünyadaki savaş gücü bir anda sıfırlanmış olacaktır. ABD'nin önü savaşla değil, stratejiyle de önü kesilebilir.

Peki bu zirvenin hemen akabinde II. Dünya Savaşı'nda Japon faşizmine karşı elde edilen zaferin 80. yıldönümü üzerine düzenlenen törendeki gövde gösterisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

80.yıl kutlamaları gövde gösterisi değildir. Çin'in var olan ama kullanmadığı, barışı tercih ettiği ama gerektiğinde her türlü imkana sahip olduğunu gösterdiği normal bir askeri geçit töreniydi, kutlamaydı. Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesiyle aynı döneme denk gelmesi bir tesadüftür. Çin her zaman savaşla değil barışla hareket etmektedir. Ekonomik olarak hangi ülkeye gittiyse, o ülkenin altyapısına, kalkınmasına, o ülkenin insanlarına değer veren politikalar izlemiştir. 4 bin yıllık tarihine baktığınızda, Çin'in hiçbir zaman sömürgeci bir politikası olmamıştır.

Peki bu zirvede Çin lideri Xi ile Hindistan Başbakanı Modi'nin aynı karede resim vermeleri ve yaptıkları açıklamalar, sizce Tianjin Zirvesi'nin neresinde?

Hindistan ve Çin bölgesel olarak bir araya gelerek, yıllardır İngiltere'nin o bölgede bırakmış olduğu çıban başlarını - yani her an ihtilaf çıkabilecek, problem çıkarabilecek sınır politikalarını, ABD'nin kullanabileceği politikaları - boşa çıkarmışlardır. Xi ve Modi, savaşarak, kavga ederek değil, barışla Hindistan ile Çin'in bir araya gelmelerini sağlamıştır.

Gerçek olan şudur: İki güç birleştiğinde hem daha güçlü olacaklar, hem kendi halklarına ve bölgeye daha katkı sağlayan ve güçlerini daha da büyüten ama barışçıl olarak büyüten, insancıl olarak büyüten, ulus devletler olduklarını dünyaya gösterecekler. Çin ve Hindistan'ın bir araya gelmesi çok önemli, dünya için çok önemli bir adımdır.

Soru 2: En kapsamlı Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi olarak, sizce bölgesel işbirliğini nasıl teşvik edecek?

Tianjin zirvesi, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün artık oyun kurucu bir role sahip olacağını ortaya koymuş oldu. Yukarıda da değindim: Çin hiçbir zaman savaştan yana veya bir ülkeyi işgal edip doğal kaynaklarını yağmalamaktan yana bir siyaset izlememiştir. Geçmiş tarihine de bakarsanız, hiçbir zaman böyle bir şey yapmamıştır. Çin her zaman barışçıl olmuştur. Çin her zaman insancıl olmuştur, insanlara değer vermiştir. Çin hiçbir zaman yakarak yıkarak doğal kaynaklara sahip olma hevesinde olmamıştır ve bundan sonra da olmayacağına inanıyorum.

Dolayısıyla yaptığı askeri güç gösterisi değildir; Çin'in "benim de gücüm var ama insanlık için kullanmak istiyorum" mesajıdır bu.

Başkan Xi Jinping'in dünyaya sunduğu proje, en iyi ve tüm ülkelerin kazan-kazan politikasına destek verecek, imkan sağlayacak bir projedir. Fakat ABD başta olmak üzere - İsrail'i de maşa olarak kullanıyor, Avrupa ülkeleri de bunun bir parçasına iştirak ediyor - devamlı Ortadoğu ve Asya'da coğrafi değişimler oluşturarak, devamlı kendileri adına, kendilerinin kontrolünde ve çıkarları doğrultusunda her ülkede bir örgüt oluşturup sabotaj, terör, istikrarsızlık yaratıp bu projeye zarar veriyorlar.

Onun için Çin'in sessiz ve kenarda kalmasının zamanı değildir artık. Tüm bu gelişmelerin içinde olması, daha etkili ve masada karar alıcı konumuna bir an önce gelmesi lazım. Bunun için de Şanghay İşbirliği Örgütü'nün daha aktif hale gelmesi lazım.

Soru 3: Zirvenin gündem maddelerinden hangisinin halklar arası etkileşim ihtiyaçlarını en çok örtüştüğünü düşünüyorsunuz?

Yukarıda da belirttiğim gibi şu anda dünyada tek kutuplu bir sistem var ve bu dayatmayla, dünyadaki bütün dengeleri, bütün insanlığı - yani Amerika'nın, Avrupa'nın girdikleri, özellikle de son dönemde İsrail'in yaptıkları - tamamen kabul edilebilir veya 21. yüzyılda uygulanabilir bir politika değil. Tamamen güce dayalı, baskı ile Ortadoğu ve Asya'nın haritasını değiştirmek istiyorlar.

Tabii bu, Başkan Xi'nin dünyaya koyduğu ve tüm dünyanın istifade edebileceği "Bir yol bir kuşak" projesini de sabote etmiş oluyor; Kızıldeniz'de yaptıkları gibi, Rusya-Ukrayna savaşı gibi.

Ama şu konu, daha önceki açıklamalarımda değinmiştim: Bir an önce Rusya-Ukrayna meselesinin sonlandırılması gerekiyor. Rusya ne talep edecek, ne talep ediyor, aşağı yukarı hepsi belli. Zelenski'nin veya Avrupa'nın bunu kabul etmesi mümkün değil. O'nun için bir uzlaşı sağlanamıyor.

Alaska Zirvesi aslında birçok konuyu kapsıyordu. Bunun içinde Çin-Rusya ilişkileri de vardı. Tabii ki BRICS de vardı. Şanghay İşbirliği Örgütü de vardı. Yani çok geniş kapsamlıydı.

Şanghay İşbirliği Örgütü'nün önemi şu: Kendi üyeleriyle bir ittifak ve güvence, küçük, çaresiz, tek kutuplu gücün pençesinden kurtulmak isteyip bir türlü kurtulamayan ülkeleri de çekebilmesi için onlara kanat gerecek bir sistem oluşturması lazım. Bunu oluşturmadığı sürece ABD bu zalimliğine - İsrail'i de kullanarak - beraberinde tüm Ortadoğu'yu karıştıracak.

Bu, halklar arası etkileşim ihtiyaçlarını asla karşılamaz çünkü devamlı - daha önce de söyledim - istihbarat birimleri tarafından suni terör örgütleri yaratılıyor. Her ülke için değişik bir örgüt yaratılıyor. Orada hangi amaçla kullanmaları gerekiyorsa... Yani bir örgüt düşünün ki Pakistan'da vagonları patlatıyor, karayollarındaki arabaları patlatıyor. Neyi engelliyor? Lojistiği engelliyor. Bunun bir terör örgütü olabilmesi için belli bir ilkesi, belli bir ideali yok. Sadece ülkeye zarar vermek veya gelişmekte olan, şu anda dünya ticaretinin %30'u elinde tutan Çin'in önünü kesmek için - ki buna Hindistan da katılıyor, o da belli bir ölçüde kalkınarak geliyor - onların önünü kesmek için uğraşıyorlar.

Son G20'de, Hindistan için "bir yol bir kuşak"a alternatif, Kızıldeniz üzerinden bir yol düşünüyorlardı. Planlarına bakarsak, Süveyş'i kapatıp Gazze'nin oradan, çatal boynuzdan yeni kanal açacaklar demektir. Kendilerine ait, Akdeniz'e çıkan yeni bir kanal oluşturacaklar. Yani dünyanın kendi kontrollerinden çıkmasını istemiyorlar. Çin ekonomisini de istedikleri zaman durdurabilecek bir sistem oluşturmak istiyorlar.

Bunun tedbirini ise Başkan Xi Jinping, gayet güzel bir şekilde "Bir yol, bir kuşak" ile aldı. Ama Büyük Ortadoğu Projesi olayıyla da bu devamlı - haritaya baktığın zaman - sabote ediliyor, devamlı taciz ediliyor.

Bunların Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olan ülkelere öncelik verilmek koşuluyla değerlendirilmesi ve gözlemci ülkelerin de istifade edeceği hale getirilmesi lazım. Şanghay İşbirliği Örgütü'nü, Ortadoğu ve Asya ülkelerinde son zamanlardaki gelişmeleri göz önüne alırsak, daha da genişletmek gerektiğini, bunları NATO benzeri bir strateji ile gelecekte dokunulmazlık sağlanabilecek konuma getirmek gerekiyor.

Çünkü dünya şu anda tek kutuplu gidiyor. Eğer bir denge kurulması, denge unsuru oluşturulması düşünülürse, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün yeni stratejik bir yöntem belirlemesi ve bu mazlum ,doğal kaynaklarından dolayı esaret altında olan ve gelecekte daha da olacak olan ülkeleri koruma ve şemsiye altına alması gerektiğine inanıyorum. Bunun için önce Şanghay İşbirliği Örgütü ile, sonra Birleşmiş Milletler bünyesinde birlik oluşturup "ben yaparsam doğrudur, sen yaparsan suçtur" hikayesine son vermek lazım.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya 5’ten büyüktür söylemini çok önemli buluyorum. Buna ilaveten, Cumhur İttifakının ortağı Sayın Devlet Bahçeli’nin önerdiği Rusya - Çin - Türkiye ittifakının Şanghay Örgütü bünyesinde Nato tarzı bir yapılanmanın oluşturulması daha kolay ve çabuk olabileceği ve bu konu üzerinde bir çalışmanın yapılmasının karşılık bulabileceğine inanmaktayım.

Bu fırsat Şanghay Örgütü şemsiyesi veya birliği altında yukarıda belirttiğim gibi tüm mazlum ülkelerin koruma altına alması birlik ve huzuru getirecektir.